16 Ocak’ta açıklanan deklarasyon, Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin Suriye Devleti’ne eşit ve adil katılımını esas alan tarihî nitelikte bir irade beyanıdır.
Bütün olumlu adımlara, olumlu yaklaşımlara rağmen terör örgütü; Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir; masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumak gibi çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir.
İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla en kısa süre zarfında örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüğüne kavuşur; bütüncül bir Suriye, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilmiş olur.
Suriye’nin verimli tarım arazileri var, suyu var, petrolü var; çalışkan, azimli, dürüst, Türkiye’yi ve Türk milletini candan seven kardeş bir halkı var.
Eski rejim döneminde Suriye kaynakları bir avuç elit içinde pay edilmiş, Suriye halkına ulaşmamıştı.
Terör örgütünün işgaliyle bu zenginlikler yine Suriye halkından esirgendi.
Şimdi Suriye’nin kendi zenginlikleri kendi halkı için kullanılacak, Suriye inşallah en kısa sürede toparlanacak, refah çok hızlı şekilde yükselecektir.
Bu yeni dönemde Araplar, Kürtler, Türkmenler, Nusayriler, Dürziler, Hristiyanlar ve diğer tüm Suriye vatandaşları da refahtan payını eşit şekilde alacak; Suriye, bölgede bir refah ve istikrar ülkesine dönüşecektir.
Kazanan inşallah tüm Suriye halkı olacaktır.
Terörün olmadığı, huzurun ve barışın egemen olduğu bir Suriye, Allah’ın izniyle hızla vücut bulacaktır.