Dijital teknokültürün bilhassa gençlerimiz üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekûn bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz.
Aileyi önemsizleştirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz.
Şu muhasebenin de artık cesaretle yapılması gerektiği inancındayım:
Biz “TEKNOFEST gençliği” dedikçe, biz “dinine, kültürüne, ruh köküne bağlı; imanlı, ahlaklı, nitelikli gençler yetiştirmeliyiz” dedikçe birileri bundan hep rahatsız oldu.
Batı’dan kopyaladıkları gardırop modernleşmesini yıllarca bu ülkeye ilericilik diye, çağdaşlık diye pazarladılar.
Hem Batı’yı hem Doğu’yu bilen; bir ayağı bu topraklarda, diğeriyle de tüm dünyayı dolaşabilen bir gençliği ideolojilerine tehdit olarak gördüler.
Kimse kusura bakmasın…
Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır.
Jakoben, elitist, üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı, millî bünyemiz daha kırılgan hale geldi.
23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz.