Millî iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz.
Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir:
Kamu malında 86 milyon vatandaşımızın her birinin hakkı vardır; garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı vardır; beytülmal, aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir.
Makamı, ünvanı, mevkisi ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir.
Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir.
Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır; biz buna izin veremeyiz.
Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez.
Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek, bizlerin boynunun borcudur.
Devletimizin en köklü kurumlarından biri olan Sayıştay Başkanlığımızın 164’üncü seneidevriyesinin Sayıştay ailesi başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Sayıştayımızın tüm mensuplarına emeklerinden, gayretlerinden, hizmetlerinden ötürü canıgönülden teşekkürlerimi iletiyorum.
Ülkemizin yeni sürüm kayıkçı kavgalarına değil, başta Terörsüz Türkiye sürecimiz olmak üzere 86 milyonu ilgilendiren meselelerde ortak zeminde buluşmaya, mutabakata, güç birliği yapmaya ihtiyacı vardır.
Terörsüz Türkiye sürecini her türlü polemikten uzak ele almak, çözüm çabalarına samimiyetle katkıda bulunmak siyaset kurumunun görevidir.
Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor.
Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız.
Siyasi ikballeri için huzursuzluk üretmeye çalışanlar unutmasınlar ki bu toprakların mayası şiddete, nümayişe, sokak terörüne, hukuk tanımazlığa prim vermez.
Biz de hangi bahaneyle olursa olsun sokaklarımızın karıştırılmasına, milletimizin kutuplaştırılmasına, halkımızla güvenlik görevlilerimizin karşı karşıya getirilmesine müsaade etmeyiz.
Böylesi hassas bir dönemde Türkiye’nin dikkatini dağıtmaya, milletimizin gönül ahengini bozmaya kimsenin hakkı yoktur ve olamaz.
Bugün hamdolsun diplomaside güçlü bir Türkiye vardır, savunma sanayisinde destan yazan bir Türkiye vardır.
Ekonomide, enerjide, ticarette söz ve etki sahibi bir Türkiye vardır.
Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye vardır.
Bunların gerisinde de milletimizin duası ve desteğinin yanı sıra tecrübeli, dirayetli, vizyoner kadroların Türkiye’de 23 yıldır iş başında olması vardır.
Bunun kıymetini sınırlarımızın hemen ötesinde her gün bir yenisi patlak veren krizlere baktığımızda hepimiz çok net anlayabiliyoruz.
İktidar ve ittifak olarak tarihî değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz.
Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya ayıracak vaktimiz yok.
Biz her sataşana cevap vermek gibi bir lükse de sahip değiliz.
Tek derdimiz vardır; o da Türkiye’dir, Türkiye Yüzyılı’nın inşasıdır.