Amerika’da yaşayan kıymetli vatandaşlarımızla, Amerikan Müslüman toplumunun değerli temsilcileriyle New York’ta bir araya geldik.
Amerika’nın farklı eyaletlerinden buluşmamıza iştirak eden her bir kardeşime yürekten teşekkür ediyorum.
Amerika’da yaşayan Türk ve Amerikan Müslüman toplumunu buluşturan bu programda pasaportların, sınırların ve coğrafyaların ötesinde bir kardeşlik var.
Türkiye Cumhurbaşkanı olarak bu kardeşlik ruhunun bir parçası, bir üyesi olmaktan büyük memnuniyet duydum.
Bu birlikteliği teşkilatlanmaya, teşkilatlanmayı da topluma değer üreten kalıcı bir güce dönüştürmek mecburiyetindeyiz.
Bugün Amerika’da Türk, soydaş ve Müslüman toplumlarının ulaştığı noktaya baktığımızda önemli bir insan kaynağı, ciddi bir tecrübe ve giderek büyüyen bir kurumsal kapasite görüyoruz.
Türk vatandaşı olmadığı halde Türkiye’ye ve milletimize samimi bir muhabbet besleyen, Türk milletine yönelik ön yargılara ve haksızlıklara karşı sözünü esirgemeyen dostlarımızın varlığını da çok önemsiyoruz.
Türkiye’nin dostluğunu çoğaltan, ülkemizin daha doğru anlaşılmasına katkı sunan ve ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda dayanışmasını gösteren bütün dostlarımıza en kalbî şükranlarımı sunuyorum.
New York’ta düşünce kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldiğimiz, artık geleneksel hale gelen yuvarlak masa toplantısının hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Birbirimizi daha iyi anlamamıza, dünya meselelerine dair ufuk turu yapmamıza vesile olan bu organizasyonu tertipleyen İletişim Başkanlığımıza ve SETA’ya teşekkür ediyorum.
Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu marjında düzenlenen etkinlikte “İklim Eylemi” ve “Adil Geçiş” konularını ele almak üzere bir toplantı gerçekleştirdik.
İklim hedeflerimizi toplumsal ve ekonomik gerçeklerle buluşturamadığımız her öneri, başarısızlığa mahkûm olacaktır.
Ülkelerin refahını güçlendirecek adımların, kendi şartları, imkânları, kalkınma öncelikleri doğrultusunda şekillenmesi gerekiyor.
Finansman ve teknolojiye erişimdeki eşitsizlikler sürerken bütün ülkelerden aynı hızda ilerlemelerini beklemek gerçekçi değildir.
İklim hedefleriyle kalkınma ve refah arasında güçlü bir bağ kurabildiğimiz ölçüde adil geçişi de kalıcı hale getirebiliriz.
Birleşmiş Milletler 81’inci Genel Kurulu vesilesiyle bulunduğumuz New York şehrinde Türk-Amerikan iş dünyasının değerli temsilcileriyle Türkevimizde bir araya geldik.
Sanayiden finansa, enerjiden ulaştırmaya, sağlıktan savunmaya kadar birçok konu ve sektörü değerlendirme fırsatı bulduğumuz buluşmaya katkıları için Amerikan Ticaret Odasına, iş konseylerimize ve DEİK’e teşekkür ediyorum.
Diplomatik ilişkilerimizin 100’üncü yılına yaklaştığı bugünlerde ABD ile yakalamış olduğumuz ivmeyi ekonomi alanında da sürdüreceğimize, hep birlikte 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefimize kısa sürede ulaşacağımıza gönülden inanıyorum.
Tayyip Erdoğan olarak, vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin cumhurbaşkanı olarak BM kürsüsünden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların sesi olmaya, onlar için konuşmaya, mücadele vermeye devam edeceğim. #UNGA81
Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız, zulme asla rıza göstermeyiz.
Dünyanın gidişatına baktığımızda önümüzde iki yol olduğu görülecektir:
Ya korkuyla, çatışmayla ve içe kapanmayla belirsizliği daha da büyüteceğiz ya da adaletle, dayanışmayla ve ortak iradeyle geleceği beraber inşa edeceğiz.
Şüphesiz karanlığa yumruk sallamak kolaydır; zor olan, o karanlığı aydınlatacak bir mum yakabilmektir.
Türkiye ikinci yolu seçmiştir ve bu yolda inşallah sabırla yürüyecektir.