Teknolojinin hayatımıza etkisi her geçen gün büyüyor. Kendini seçilmiş gören teknooligarklar, geleceğimizi anlayışları doğrultusunda biçimlendirmek istiyor.
Son günlerde okullarımızda meydana gelen müessif hadiseler, bize bu zihniyetin saçtığı zehirli tohumların nasıl bir tehdit olduğunu göstermiştir.
Irkçılığı körükleyen, hedonizmi teşvik eden, hiçbir kural ve sınır tanımayan bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı bunlardan nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir.
Teknooligarkların; insanı, tabiatı, gökyüzünü, hatta uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz TEKNOFEST gençliği olacaktır, elbette İlim Yayma gençliği olacaktır.
Ortak hedefimiz, teknolojiyi insan merkezli kullanan ve geliştiren böyle bir gençliğin yetişmesini sağlamaktır; daha çok okuyan, daha çok düşünen, daha çok üreten ama bütün bunları yaparken vicdanını ve insanlığını koruyan, millî ve manevi değerlerini kendine rehber edinen bir neslin yetişmesine katkı sunmaktır.
Yargı, suç işleyenin yakasına zaten yapışır. Orada bırakmaz, suçu sübut bulanın yakasına hiç tereddütsüz biz de yapışırız.
Fakat şu da bilinsin ki ne ekran tetikçilerinin ne de siyasetçi kılıklı müfterilerin haysiyet cellatlığı yapmasına, yargısız infazda bulunmasına asla izin vermeyiz.
Haksızlığın, hukuksuzluğun, tamahkârlığın üzerine istismarcılara rağmen ciddiyetle gidiyoruz, gideceğiz.
Ama bunu yaparken adaletten, ahlaktan, vicdandan, özellikle hakkaniyet çizgisinden bir milim sapmayacağız.
Ne oyuna geleceğiz ne tuzağa düşeceğiz ne de birilerinin yalan rüzgârına kendimizi kaptıracağız.
Milletim bize güvensin ama aynı zamanda sicili bozuk siyasi fırsatçıların nemalanma tuzağına karşı uyanık ve dikkatli olsun.
Biz gerekeni yapıyoruz, tıpkı bir cerrah titizliğiyle meseleye vaziyet ediyoruz.
Biz durmuyor, dinlenmiyor; 7 gün 24 saat aşkla çalışıyoruz. İcraat üretiyoruz, hizmet üretiyoruz, taş üstüne taş koyuyoruz.
Sürekli bize sataşanların gündemlerinde ise hiçbir somut proje yok.
Varsa yoksa yalan dolan, spekülasyon… Siyasi parti değil, iftira üretme merkeziler.
Sadece dezenformasyon üretmenin peşindeler; sadece çamur atmanın, sadece iftira atmanın, kendi pisliklerini bize de bulaştırmanın peşindeler.
FETÖ’cü alçaklardan öğrendikleri taktiklerle ellerine ne tutuşturulsa önüne arkasına bakmadan, doğruluğunu yanlışlığını araştırmadan bize saldırıyorlar, münferit örnekler üzerinden değerlerimize saldırıyorlar.
Kimse kusura bakmasın, boğazlarına kadar yolsuzluğa, ahlaksızlığa batmış durumdalar; bir de çıkıp utanmadan bize laf söylüyorlar.
Bunun adı muhalefet etmek değildir, kamu adına hesap sormak hiç değildir.
Halkalı-Kapıkule hattı; İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Trakya’daki organize sanayi bölgeleri başta olmak üzere sanayi merkezlerimizin ve limanlarımızın Avrupa pazarlarına erişimini kolaylaştıracaktır.
Bu hat; inşallah Anadolu’nun üretimini Avrupa pazarlarına bağlayan bir damar, Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasını hızlandıran bir lojistik omurga olacaktır.