Biz sulhün tarafındayız; kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz.
Bilhassa şu mübarek Ramazan-ı Şerif’te hemen yanı başımızda çatışma, savaş, gerilim, katliam görmek istemiyoruz.
İran’ı hedef alan gayrihukuki saldırılarla ilgili tutumumuz da bu yöndedir.
İran bizim komşumuzdur, 1639’dan beri sulhüsalah içinde olduğumuz İran halkı da bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir.
Önceliğimiz, ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır.
Şayet gerekli müdahalede bulunulmazsa çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır.
Böyle bir sürecin ortaya çıkartacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri ise kimse taşıyamaz.
Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor.
Cumartesi gününden bu yana ABD Başkanı Sayın Trump, Katar Emîri Şeyh Temim, Kuveyt Emîri Şeyh Mişal, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, Almanya Şansölyesi Merz, NATO Genel Sekreteri Rutte gibi birçok liderle kapsamlı görüşmelerimiz ve istişarelerimiz oldu.
Bu görüşmelerde Körfez’deki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra savaşı durdurmak için neler yapabileceğimizi ele aldık.
Ateşkes tesis edilene, bölgemizde tekrar sükûnet hâkim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız.