Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını Birliğin darboğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler.
Bizim temennimiz; Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihî ön yargılarını artık terk ederek Türkiye’yle samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmalarıdır.
Böyle bir ilişkinin kazananı, Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa Kıtası olacaktır.
Biz milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek bu yolda sabırla, vakarla; alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz.
Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde mesele Ankara’nın nerede durduğu değil; Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir, kendini nerede gördüğüdür.
Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olamayacağı artık anlaşılmalıdır.
Biz hin-i hacette varlığı hatırlanacak, ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak, sair zamanlarda ötelenecek bir ülke değiliz; hiçbir zaman da olmayacağız.
Avrupa Birliği Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir.
Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye’dir ne de dünya eskisi gibi Batılı devletlerin nüfuz alanına sıkışmış haldedir.
Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır; yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır.
Dün yaşanan fırtınadan etkilenen Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere çeşitli illerimizdeki vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum.
Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedir.