Her zaman söylediğim gibi: Biz işimize bakacağız, önümüze bakacağız; 25 yılın birikiminin rehberliğinde gelecek 25 yılda nasıl bir Türkiye görmek istediğimizin yol haritasını şimdiden şekillendirmeye odaklanacağız.
Bizim yurt dışındaki kardeşlerimizle hemhâl olmamız asla sorgulanacak bir şey değildir.
Asıl sorgulanması gereken, muhalefet partilerinin böyle bir gündemlerinin olmamasıdır.
Asıl utanılması gereken, milletimizin ayrılmaz parçası olan Avrupa Türk toplumuna yönelik tahkir edici, ötekileştirici, ayrıştırıcı söylemlerdir.
Asıl eleştirilmesi gereken, güya bu ülkede siyaset yapanların dünyanın yüzlerce ülkesinde kök salmış vatandaşlarımızı görmezden gelmeleridir.
Asıl hicap duyulması gereken, “beş dakikacık bir görüşme” için Batı başkentlerinde nöbet tutanların kendi insanımıza sırtını dönmesidir.
Asıl yüz kızartıcı olan, ülkemizi yurt dışında başarıyla temsil eden Türkiye sevdalısı yüreklere “zirzop” diyerek hakaret eden aşağılık zihniyettir.
Bakın, yurt dışındaki kardeşlerimizin sadece turizm gelirlerimizdeki payı 11 milyar doların üzerinde.
Buna diplomaside, kültürde, ticarette, eğitimde, bilimde yaptıkları katkıları eklediğimizde ortaya gerçekten gurur verici bir tablo çıkıyor.
Hal böyleyken bu vatandaşlarımızın kapısını çalmamız, ziyaret etmemiz, hallerini hatırlarını sormamız birilerine âdeta dert oluyor.
Muhalefet öyle istiyor diye biz Türk diasporasına sırtımızı dönemeyiz.
Başkonsolosluklarımızla, diplomatik misyonlarımızla, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızla, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığımızla ve diğer tüm kurumlarımızla gurbeti sılaya çevirmiş 7 milyon insanımızın her daim yanında olmaya devam edeceğiz.
CHP yönetimi yanlışı daha büyük bir yanlışla telafi etmeye, ortaya saçılan pislikleri daha büyük yalanlarla örtmeye çalışmaktadır.
Bu son derece bayat bir stratejidir.
Meyhane jargonuyla ona buna saldırarak, ona buna hakaret ederek siyasetteki kapasite açığı kapatılamaz.
CHP yönetimi vatandaşın aklıyla alay etmeyi artık bırakmalı, başkalarını suçlama kurnazlığından vazgeçmeli, eğer cesaretleri varsa enerjilerini hatalarını düzeltmek için harcamalıdır.
Herkesi bir kez daha siyasette seviyeyi, nezaketi, centilmenliği gözetmeye çağırıyorum.
Kırsal Kalkınma Yatırım Programı’na ayırdığımız tam 10 milyar liralık bütçenin %20’sini gençlere ve kadınlara, %30’unu aile işletmelerimize tahsis ettik.
Bu sene hem hibe desteği oranımızı hem de destek alacak proje limit tutarını artırdık.
Program kapsamında 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelerde tutarın %50 ila 70’i arasındaki kısmını hibe edeceğiz.
Başvurular 12 Haziran’a kadar devam edecek.
Gençlerimizi, hanım üreticilerimizi, tarımla iştigal eden tüm vatandaşlarımı bu avantajlı programdan faydalanmaya davet ediyorum.
Çiftçilerimizin pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemi devreye alıyoruz.
Dünya Bankası tarafından sağlanacak kaynakla uygulanacak Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi’ni bu yıl içinde başlatıyoruz.
Projeyle tarım ve gıda alanına yatırım yapmak isteyen girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağız.
Proje kapsamında Kredi Garanti Fonu’nun da dâhil olacağı mekanizmayla krediye erişimde sorun yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturacağız.
Böylece 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabileceği yeni kanallar oluşturacak, 250 bin vatandaşımıza yeni istihdam imkânı getireceğiz.
Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi’nin çiftçilerimize, üreticilerimize ve Türk tarımına hayırlı olmasını diliyorum.