Bugün Kırgızistan’da gerçekleştirdiğimiz Şanghay İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele aldık.
Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı, son 25 yılda çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir.
Asya-Pasifik bölgesi ile Orta Doğu’yu aynı zeminde buluşturan Teşkilatı, Birleşmiş Milletlerin destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz.
Ülkemizin, Teşkilat coğrafyasının Batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik risklerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum.
Hazar Geçişli Orta Koridor Girişimi’nin Kuşak ve Yol Girişimi’yle de uyumlu hale getirilmesini istiyor, bu bağlamda Teşkilat bünyesindeki iş birliğine büyük önem veriyoruz.
Teşkilatımızın, Şanghay Ruhu’ndan aldığı motivasyonla gerçek anlamda çok kutuplu bir dünyanın inşa edilmesinde önemli rol üstleneceğine inandığımı bir kez daha vurguluyorum.
Kırgızistan Cumhurbaşkanı, kıymetli kardeşim Sadır Caparov başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere şükranlarımı iletiyorum.
Kırgızistan’dan dönem başkanlığını devralacak olan Pakistan’a başarılar diliyor, toplantılarımızın bölgemiz ve ülkelerimizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
En büyük ihtiyacımız birliktir, beraberliktir; siyasi görüşümüz, kökenimiz farklı olsa dahi tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet şiarımız etrafında kenetlenmektir.
İhtiyacımız olan, büyük Türkiye mutabakatıdır.
Milletimizin, tarihin bizi çağırdığı ufuklara doğru gür bir ırmak misali önüne çıkan bentleri yıkarak akacağına yürekten inanıyorum.
Geçtiğimiz günlerde Suriye’de olduğu gibi terör defterleri kapandıkça umutlar büyüyecek, coğrafyamızda farklı bir rüzgâr esmeye başlayacak.
Nasıl 10-15 sene önce söylediklerimiz Cenab-ı Allah’ın yardımıyla bugün tek tek gerçeğe dönüşüyorsa bugün söylediklerimizin de çok uzak olmayan bir vakitte gerçekleştiğine inşallah hep beraber şahitlik edeceğiz.
Gerek millet gerekse bölgedeki kardeş halklar olarak büyük sıkıntıların ardından tarihe yeni bir altın sayfa yazma fırsatı yakalamış durumdayız.
Allah’ın izniyle bu fırsatın kaçmasına müsaade etmeyeceğiz.